Şimdi gözler önümüzdeki yıllarda yaşanacak gelişmelere çevrilmiş durumda. Eğer Yılmaz’ın 2029’a ilişkin öngörüsü gerçekleşirse, yaklaşık 14 yıl önce ortaya koyduğu “29’un hükmü” tezi çok daha büyük bir tartışmanın konusu haline gelecek. Gerçekleşmemesi halinde ise bu yaklaşım, geleceğe yönelik iddialı bir tarih yorumu olarak kalacak.
Araştırmacı-Yazar Ferdi Yılmaz’ın yaklaşık 14 yıl önce ortaya koyduğu “29’un hükmü” tezi, Suriye’de yaşanan gelişmeler ve son yıllarda 29 sayısıyla ilişkilendirilen dikkat çekici tarihler üzerinden yeniden gündeme geldi. Yılmaz, geçmişte yaptığı tarih okumalarının bugün daha iyi anlaşılmaya başladığını savunurken, geleceğe ilişkin en dikkat çekici öngörüsünü ise Kudüs ve 2029 yılı üzerinden ortaya koyuyor.
Araştırmacı-Yazar Ferdi Yılmaz’ın yaklaşık 14 yıl önce kaleme aldığı kitabında ortaya koyduğu “29’un hükmü” tezi, aradan geçen yılların ardından yeniden tartışılmaya başlandı. Yılmaz, 29 sayısının Türk ve İslam tarihinde yaşanan bazı önemli kırılmalarla dikkat çekici biçimde kesiştiğini savunurken, bu sayının sıradan bir rakam olmadığını, belirli tarihsel dönüşümlerin sembolik göstergesi olarak değerlendirilebileceğini ileri sürüyor. Yıllar önce ortaya koyduğu bu yaklaşımın özellikle son dönemde yaşanan bölgesel gelişmelerle birlikte yeniden okunması gerektiğini belirten Yılmaz, geçmişten bugüne uzanan gelişmeler arasında dikkat çekici bağlantılar bulunduğunu düşünüyor.
Yılmaz’ın tezinde tarihsel şahsiyetler ve önemli dönüm noktaları önemli bir yer tutuyor. Başta Fatih Sultan Mehmet Han olmak üzere Türk ve İslam tarihindeki çeşitli gelişmeleri 29 sayısı üzerinden değerlendiren Yılmaz, aynı rakamın günümüz gelişmeleri içerisinde de dikkat çekici biçimde karşısına çıktığını savunuyor. Bu nedenle “29’un hükmü” ifadesini yalnızca geçmişe ilişkin bir tarih okuması olarak değil, geleceğe yönelik bir perspektif olarak da değerlendiriyor.

Suriye’de yaşanan siyasi değişim ise bu tezin yeniden gündeme gelmesinde önemli bir dönüm noktası oldu. Baas rejiminin sona ermesiyle birlikte Ortadoğu’da yeni bir siyasi dönem başlarken, bölgedeki güç dengeleri de yeniden şekillenmeye başladı. Yılmaz, özellikle 29 Kasım tarihinde Halep’te yaşanan gelişmelerin, yıllar önce ortaya koyduğu 29 vurgusuyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Ona göre Suriye’de yaşanan gelişmeler yalnızca bir ülkenin siyasi geleceğini ilgilendiren olaylar değil; Ortadoğu’nun genel siyasi ve güvenlik dengelerini etkileyebilecek daha geniş bir dönüşümün parçaları.
“29’un hükmü” tartışmasını güçlendiren bir diğer gelişme ise 29 Aralık 2024 tarihinde gündeme gelen “PKK 29 Mucizesi: Bir Devrin Sonu, Türk İmparatorluğu’nun Dirilişi” başlıklı çalışma oldu. Çalışmanın 29 Aralık 2024 tarihinde saat 00.29.29’da yayımlandığının belirtilmesi, Yılmaz’ın üzerinde durduğu rakamsal bağlantılar açısından dikkat çekici bir ayrıntı olarak değerlendirildi. 29. gün, 29 dakika ve 29 saniye şeklindeki bu rakamsal kesişim, “29’un hükmü” tezini savunanlar açısından sembolik bir anlam taşırken, bunun gerçekten tarihsel bir bağlantı mı yoksa dikkat çekici bir tesadüf mü olduğu ise tartışılmaya devam ediyor.
Ferdi Yılmaz’ın değerlendirmelerinde Türkiye’nin bölgesel rolü de önemli bir yer tutuyor. Yılmaz, Suriye’de başlayan değişimle birlikte Türkiye’nin bölgesel ağırlığının daha fazla hissedileceğini ve ülkenin önümüzdeki dönemde siyasi ve stratejik açıdan daha güçlü bir konuma ulaşacağını ileri sürüyor. Ona göre yaşanan gelişmeler, geçmişteki düzenin sona ermesi ve yeni bir dönemin başlaması şeklinde okunabilir. Bu yaklaşımını ise “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sözleriyle özetliyor.
Ancak Yılmaz’ın geleceğe ilişkin en dikkat çekici iddiası Suriye’den çok daha farklı bir noktaya uzanıyor. Yılmaz, Ortadoğu’daki gelişmelerin ilerleyen aşamasında Kudüs meselesinin yeniden merkezi bir konu haline geleceğini öne sürüyor. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında da oldukça iddialı bir öngörüde bulunan Yılmaz, Erdoğan’ın önümüzdeki yıllarda “Kudüs Fatihi Erdoğan” olarak anılabileceğini savunuyor.
Yılmaz’ın bu öngörüsünde dikkat çeken tarih ise 2029. Araştırmacı-yazar, Kudüs’ün 2029 yılından önce özgürlüğüne kavuşacağını iddia ederken, böyle bir gelişmenin gerçekleşmesi halinde bunun “29’un hükmü” tezinin en önemli karşılıklarından biri olacağını düşünüyor. Ancak bu değerlendirmelerin henüz gerçekleşmemiş olaylara ilişkin bir öngörü olduğu ve kesinleşmiş bir gelişme olarak değerlendirilemeyeceği özellikle belirtiliyor. 2029’a kadar yaşanacak gelişmeler, bu iddianın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini ortaya koyacak.
Yılmaz’ın yeni çalışmasının başlığı ise tartışmanın hangi noktaya taşınacağını açıkça ortaya koyuyor: “Kudüs Fatihi Erdoğan ve İsrail 29 Kehaneti.” Yazar, bu çalışmada yaklaşık 14 yıldır sürdürdüğü araştırmaları, tarihsel bağlantıları ve 29 sayısı üzerinden yaptığı gelecek öngörülerini daha kapsamlı biçimde ele almaya hazırlanıyor. Çalışmanın yayımlanmasıyla birlikte Yılmaz’ın 29 sayısına hangi tarihsel olaylar üzerinden anlam yüklediği ve 2029 öngörüsünün hangi bağlantılara dayandığı daha ayrıntılı biçimde ortaya çıkacak.
Bugün gelinen noktada tartışmanın merkezinde tek bir soru bulunuyor: 29 gerçekten tarihin şifresi mi? Yaklaşık 14 yıl önce ortaya atılan bir tez, yıllar sonra yaşanan gelişmeler ve geleceğe ilişkin 2029 öngörüsü aynı çerçevede değerlendiriliyor. 29 Kasım’dan 29 Aralık 2024’e, 00.29.29 olarak belirtilen yayın saatinden 2029 yılına uzanan bu tablo, Ferdi Yılmaz’ın tezini yeniden gündeme taşıyor.
Bu bağlantıların ne kadarının tarihsel bir örüntü, ne kadarının tesadüf veya yorum olduğu ise bugün kesin olarak söylenemez. Fakat Yılmaz’ın iddiası oldukça net: “29’un hükmü” devam ediyor ve sıradaki büyük kırılmanın adresi Kudüs olabilir.
Şimdi gözler önümüzdeki yıllarda yaşanacak gelişmelere çevrilmiş durumda. Eğer Yılmaz’ın 2029’a ilişkin öngörüsü gerçekleşirse, yaklaşık 14 yıl önce ortaya koyduğu “29’un hükmü” tezi çok daha büyük bir tartışmanın konusu haline gelecek. Gerçekleşmemesi halinde ise bu yaklaşım, geleceğe yönelik iddialı bir tarih yorumu olarak kalacak.
Şimdilik kesin olan tek şey, yıllar önce ortaya atılan bir tezin bugün yeniden gündemin merkezine taşınmış olması. Ferdi Yılmaz’ın yeni çalışmasıyla birlikte tartışmanın daha da büyümesi beklenirken, cevaplanmayı bekleyen en büyük soru ise hâlâ aynı:
29 gerçekten tarihin şifresi mi, yoksa bütün bu gelişmeler yalnızca dikkat çekici bir tesadüfler zinciri mi?
Yanıtı bugün değil, tarih verecek.