Bu yaklaşımın kent genelinde karşılık bulması için yeni girişimlerin önündeki bürokratik ve ticari engeller azaltılmalı. Yerel şirketlerin büyük müşterilere ulaşması, yatırımcılarla buluşması ve büyüme aşamasında başka şehirlere taşınmak zorunda kalmaması için daha güçlü bir iş çevresi oluşturulmalı.
Bir kentte büyük bir ekonomik faaliyet yürütülmesi, o kentin ticari kararları da yönettiği anlamına gelmiyor. Antalya’da iş yapılırken şirket merkezleri, satın alma birimleri ve yatırım kararları başka şehirlerdeyse, ekonomik hareketliliğin kentte bıraktığı pay sınırlı kalabiliyor.
CGHA HABER AJANSI’nın kurucusu Çağdaş GENÇ, Antalya’nın ekonomik büyüklüğünün şirket merkezleri ve ticari karar alma gücüyle desteklenmesi gerektiğini söyledi. GENÇ’e göre kentte yalnızca faaliyet gösteren değil, yönetim merkezi de Antalya’da bulunan şirketlerin çoğalması; istihdamdan satın almaya kadar birçok başlığın kent içinde gelişmesini sağlayabilir.
Antalya’da faaliyet var, merkezler başka şehirlerde
Antalya 2024’te Türkiye ekonomisinin yüzde 3,42’sini oluşturdu. Kentin gayrisafi yurt içi hasılası 1 trilyon 524 milyar liraya ulaştı. Bu büyüklük, Antalya’da güçlü bir ekonomik hareketlilik bulunduğunu gösteriyor. Ancak kentteki iş hacminin ne kadarının Antalya merkezli şirketler tarafından yönetildiği ayrı bir soru.

Bir şirketin şubesi, tesisi ya da satış noktası Antalya’da olabilir. Fakat bütçe, tedarik, reklam ve yatırım kararları başka bir şehirde alındığında, kentteki işletmeler çoğu zaman kararın sahibi değil uygulayıcısı oluyor. Harcamanın hangi firmaya yapılacağına, yeni personelin nerede istihdam edileceğine ve büyüme yatırımının hangi şehirde gerçekleştirileceğine Antalya dışından karar verilebiliyor.
Bu nedenle kent ekonomisini değerlendirirken yalnızca kaç işletmenin faaliyet gösterdiğine bakmak yeterli değil. Şirketlerin merkezlerinin nerede olduğu, satın alma kararlarını kimin verdiği ve oluşan gelirin hangi şehirde yeniden yatırıma dönüştüğü de izlenmeli.
Yerel işletme, büyük müşteriye ulaşabiliyor mu?
Antalya’daki işletmelerin önemli bir bölümü büyük şirketlerin, kamu kurumlarının ve turizm sektörünün alım kararlarından etkileniyor. Yerel firmalar bu zincirlerde düzenli tedarikçi olamadığında, kentteki ticaret daha küçük ölçekli işler etrafında dönüyor; büyük bütçeli alımlar ise Antalya dışındaki şirketlere yöneliyor.
Yerel işletmelerin büyük alıcılarla buluşmasını sağlayacak kalıcı iş bağlantıları kurulmalı. İhalelerden tedarik süreçlerine, tanıtım hizmetlerinden lojistiğe kadar kentte karşılanabilecek ihtiyaçlarda Antalya merkezli firmalara erişim kolaylaştırılmalı. Bu, işletmelere ayrıcalık tanımak değil; kentteki firmaların rekabet edebileceği kanalları açık tutmak anlamına geliyor.
Antalya’nın 2025 ihracatı yaklaşık 2,14 milyar dolar oldu. Ancak ihracatın kentte yarattığı etkinin ölçülebilmesi için hangi ürünlerin, hangi şirketler tarafından ve ne kadar yerel tedarikle dış pazara ulaştırıldığı da görünür olmalı. Ciro kadar, ticari zincirin Antalya’da bıraktığı pay da önem taşıyor.

Yeni şirketlerin merkezi neden Antalya olmasın?
Antalya yeni şirketler için yalnızca satış yapılacak veya hizmet verilecek bir pazar olarak görülmemeli. Şirketlerin yönetim kadrolarını, karar birimlerini ve nitelikli istihdamını da kente taşıyabileceği bir merkez haline gelmeli.
Çağdaş GENÇ’in CGHA HABER AJANSI’nı Antalya merkezli büyütme tercihi bu açıdan somut bir örnek niteliği taşıyor. GENÇ, ajansın ve bağlantılı işlerin kentte gelişmesinin; çalışan, tedarikçi ve iş ortaklarıyla kurulacak ilişkilerin de Antalya’da şekillenmesine katkı sunmasını hedefliyor.
Bu yaklaşımın kent genelinde karşılık bulması için yeni girişimlerin önündeki bürokratik ve ticari engeller azaltılmalı. Yerel şirketlerin büyük müşterilere ulaşması, yatırımcılarla buluşması ve büyüme aşamasında başka şehirlere taşınmak zorunda kalmaması için daha güçlü bir iş çevresi oluşturulmalı.
Ekonomik büyüklük, kentte kalan payla ölçülmeli
ATSO ve iş dünyası örgütlerinin çalışmaları; Antalya’da merkezini açan şirketler, kentte oluşturulan nitelikli istihdam, yerel firmalara yönelen satın alma ve büyüyen işletmeler üzerinden değerlendirilmelidir. Sonuçlar düzenli olarak açıklanırsa Antalya’da ekonomik faaliyetin ne kadarının kalıcı ticari güce dönüştüğü görülebilir.
Antalya’nın sorunu yalnızca daha fazla iş yapılması değil. İşin nereden yönetildiği, kararların kim tarafından alındığı ve kazancın nerede yeniden yatırıma dönüştüğü de açıkça konuşulmalı. Kent, Türkiye ekonomisine katkı sunarken kendi şirket merkezlerini ve karar gücünü de büyütmek zorunda.